Tarsem Singh’in yönettiği 2006 yapımı The Fall, senaryosu ile ilgili film eleştirmenlerini ikiye bölse de, filmin görsel bir başyapıt olduğu konusunda herkes hemfikir. The Fall, büyülü bir hikayenin ekrana yansıması. Renklerin, mekanların ve düşüncelerin kadraj içindeki ahengi. Filmi herhangi bir yerinde durdurup, ekran görüntüsünün çıktısını alıp, çerçeveletip tablo diye duvarınıza asabilirsiniz.

the-fall-roy-alexandria

Film, Amerikalı bir dublör (Lee Pace) ile Romanyalı küçük bir kızın (Catinca Untaru), Kaliforniya’da bir hastanede geçen ilişkilerini konu alıyor. Dublör, film çekimleri esnasında geçirdiği kazadan dolayı hastanede yatmaktadır. Sevdiği kadın ile olan ilişkisinin sonlanmasından dolayı depresif bir ruh hali içindedir. Kız ise portakal toplarken ağaçtan düşmüş ve kolunu kırmıştır. Filmde dublör, kıza içinde entrika, öfke, intikam gibi karanlık duyguları barındıran sürreal bir aşk hikayesi anlatmaktadır. Hikaye ne kadar sürreal olsa da Büyük İskender, Charles Darwin ve Otta Benga gibi tarihi karakterler, anlatılan hikayenin baş kahramanlarıdır.

The Fall’un görselleri eşliğinde Tarsem Singh’im film hakkındaki düşüncelerini aşağıda okuyabilirsiniz.

the-fall-mistik

“Filmde hiç özel efekt kullanılmamıştır. Çekimlerin yapıldığı tüm mekanlar gerçektir. Yaptığımız tek şey, sahnenin ihtiyaçlarına göre bazı sahneleri elden geçirip, eksikleri tamamlamak oldu. Mesela Himalayalar’da çektiğimiz sahne, o kadar yüksekteydik ki nefes almak bile zordu. Ağaç sınırının da üzerinde olduğumuz için etrafta hiç ağaç yoktu. Filmde gördüğünüz ağacı sahneye biz getirdik. Bu bölge yılın yedi, sekiz ayı karla kaplı ve kayalık bir yer. Yıl içinde yalnızda üç ay kadar açık oluyor, bu yüzden çekimleri yaz aylarında yaptık. Burasının, karakterlerimizin Mystic ile tanışması için mükemmel bir yer olacağını biliyordum.”

the-fall-karakterler

“Aslında Roy’un hikayesi Amerika’da geçiyordu. Roy ‘Indian’ derken, Kızılderililerden bahsetmişti, ancak küçük kız, Roy’un ‘Indian’ ile Hintleri kastettiğini düşünmüştü. Buradan da anladığımız üzere anlatılan hikaye ekrana kızın anladığı haliyle yansıyor. Bu anlaşılması güç karmaşıklık, hikayedeki karakterler üzerinde de hissediliyor.”the-fall-otta-benga

“Üstteki fotoğrafta bulunan karakterlerin hepsi geçmiş bir tarihte yaşamış kişiler. Ancak filmde onları oldukları gibi değil, çok farklı bir şekilde yansıttık. Örnek olarak fotoğrafta en solda bulunan Otta Benga, aslında Afrikalı olan bir cüceydi. Bir fuarda, maymun ile insan arasındaki geçiş formu olarak sergilenmesi amacıyla Amerika’ya getirilmişti. Daha sonra hayvanat bahçesinde orangutan ve şempanzeler ile aynı kafeste sergilendi. 1920’lerde kendini vurarak hayatına son verdi. Filmdeki Otta ise yapılı birisi. Karakterlerin bu farklılıkları, Roy’un onları tasvir şeklinden değil, kızın onları nasıl hayal ettiği ile ilişkili.”

the-fall-sema

“Filmin nerelerde çekilmesi gerektiği üzerinde tam 17 yıl boyunca düşündüm. Fotoğraflar çektim, onları duvara astım. Filmin çekimleri süresi boyunca bir çok farklı yerde bulunduk. Yıllar sonra, yeşil ekranlar ile çekilen filmleri izlediğinizde hepsinin birbirine benzediğinin farkına varacaksınız. Film ne kadar güzel olursa olsun, tüm efektler filmi kötü bir bilgisayar oyunu kıvamında olmasına sebep oluyor. Yerinde yapılan çekimlerin ise hiçbir zaman modası geçmeyecek. Yirmi yıl sonra bile o filmi izlediğinizde her şey çok gerçekçi gelecek.”the-fall-tur

“Bu bölümde konuyu daha ilginç kılmak için şöyle dedim: “Konuşmadan bana, ekibi yönlendirmen gereken rotayı anlatmaya çalış.” Bunu vücut diline dökmek istedim. Film içinde müzikal bir geçiş gibi düşünebilirsiniz, aynı Hint filmlerinde olduğu gibi. Hint filmlerinde maliyetleri düşürmek için tüm filmi şehrin bir köşesinde çekerler. Ama siz film ile ilgili özeti izlediğinizde filmin oyuncularını birçok klişe mekanda şarkı söylerlerken, dans ederlerken görürsünüz. Bende buna atıfta bulundum, izleyicilere “Gördüğünüz gibi tüm Dünya’yı gezdik!” dedim.”

the-fall-mavi-jodhpur

“Burası Hindistan’ın Jodhpur şehri. Bizden önce de bir çok film burada çekilmişti. Jodhpur mavi şehir olarak bilinir, ancak aslında filmde gördüğünüz kadar mavi değil. Biz çekimlere başlamadan iki ay evvel, şehre kovalarca mavi renkli boya ile gittik. Halka bu ücretsiz boyalar ile evlerini boyayabileceklerini söyledik.”


Filmin çekildiği mekanlara göz atarsak;

  1. Valkenberg Hastanesi, Güney Afrika Cumhuriyeti

Valkenberg hastanesi Cape Town

2. Namib Çölü, Namibya

Namib çölü

3. Jaipur City Palace, Hindistan

City Palace Jaipur

4. Chandra Mahal, Hindistan

Chandra Mahal Jaipur

5. Capitoline Hill, İtalya

Capitoline Hill Roma

6. Buenos Aires Hayvanat Bahçesi, Arjantin

Buenos Aires hayvanat bahçesi

7. Kelebek Resifi, Fiji

Kelebek resifi Fiji

8. Buland Darwaza, Hindistan

 Buland Darwaza Agra

9. Gunung Kawi, Endonezya

Gunung Kawi Bali

10. Çin Seddi, Çin

Çin Seddi

11. Li Nehri, Çin

Li Nehri Çin

12. Bayon Tapınağı, Kamboçya

Bayon Tapınağı Kamboçya

13. Kolezyum, İtalya

Kolezyum Roma

14. Eyfel Kulesi, Fransa

Eyfel Kulesi Paris

15. Tac Mahal, Hindistan

Tac Mahal Agra

16. Umaid Bhawan, Hindistan

Umaid Bhawa Jaipur

17. Chand Baori, Hindistan

Chand Baori Jaipur

18. Ekber Şah Anıt Mezarı, Hindistan

Ekber Şah'ın Mezarı Hindistan

19. Divan-ı Khas, Hindistan

Divan-ı Khas Hindistan

20. Umaid Bhawan, Hindistan

Umaid Bhawan Jodhpur

*İşbu yazı, yapımda ve yayında emeği geçen tüm ‘The Fall’ çalışanlarına saygı duruşu niteliğindedir.

*Fotoğraflar filmden alıntıdır. Filmin çekildiği yerler thefall.locations sitesinden alınmıştır