Hayatın karmaşası, içimizdeki naifliği bir kabuk gibi saran kırgınlıklar, endişeler ve modern hayat çabaları ile üzeri toz tutan, katılaşan ruhumuz. Her zaman ve her dönemde bir nevi bir çöldeyiz ve bizi içimizdeki o serin vaha ile buluşturan saflığı arıyoruz. Bazen bir çocuğun neşesinde bazen sıcak ekmek kokusunda bulabiliyor insan o kendine aşinalığı.

Kadriye Latifova,  bugün Türkiye’de çok bilinmeyen fakat bizi içimizdeki o naif yurda götüren kıymetli bir miras. Billur sesinden ilk yudumu alalım; ‘Evlerinin önü handır (Allı  Güzel)’

Bulgaristan Türklerinden olan Kadriye Latifova, 30 Mayıs 1928 yılında Kırcaali ilinin Golemantsi köyünde doğdu. 1952’de tesadüfen keşfedilen, 1953’de Haskovo Türk tiyatrosunda yıldızı parlayan sanatçı, 1955’de Sofya’da düzenlenen ilk halk ulusal yarışmasında “Aliş’imin kaşları kare” türküsüyle birinci oldu ve böylece Bulgaristan’ın güneyinden kuzeyine geniş kitlelerce bilinmeye, takip edilmeye başlandı. Kadriye Latifova’nın sesinden ikinci yudum; ‘Aliş’imin kaşları kare’

Gezici tiyatroların bünyesinde konserlerin verildiği, seslendirme tesisatının bulunmadığı 1950’li yıllarda Bulgaristan’dayız. Köy meydanlarında kurulan sahnelerde mikrofonsuz, billur sesiyle dinleyenlerin gönlünde tahtını kuran, efsane bir Kadriye var. Bir gün Studen Kladenets (Soğuk Pınar) barajının açılışından dönerken tiyatro ekibi karanlığa kalmamak için acele ediyor. Fakat yol boyunda dört kadın onları bekliyor. Tütün kazarken konsere gidememişler. Fırsattan yararlanıp Kadriye Latifova ile iki laf etme niyetleri. Kadriye’nin turnesinde başka bir gün, yaya, taligalarla, traktörlerle onu dinlemeye gelen seyirci akını var. O zaman insanlarda para ne gezer, Kadriye’yi canlı dinleyebilmek için kabak, karpuz, fasulye, ceviz getiriyorlar. Ve şimdi Rodopların Bülbülü’nden bir yudum daha; ‘Lamba da Şişesiz Yanmaz mı?’

Kadriye Latifova, yaşamı boyunca 500’e yakın halk türküsü seslendirdi, bunların 200’e yakını radyoda kayıt altına alındı. 1962’de bir trafik kazasında hayatını kaybeden Kadriye, ölümünden sonra Kiril ve Metodiy devlet nişanına layık görüldü. Hayatını konu alan ilk belgesel Mariya Damyanova tarafından ‘Kadriye’nin Tiyatrosu Geliyor’ adı ile çekildi. Türk film yönetmeni İsmet Arasan tarafından planlanan ikinci belgeselin hazırlıkları yapılıyor. Sanatçının doğum ve ölüm yıl dönümleri çeşitli etkinliklerle anılmakla birlikte Kırcaali şehrinde Kadriye Latifova anıtı bulunmaktadır.

34 yıllık kısa ömründe mütevazı kişiliği ve gönüllere dokunan sesi ile geniş bir hayran kitlesine sahip olmayı başarmış biri Kadriye Latifova.  Bizim de dinlemeye doyamadığımız Kadriye Latifova, umarız ki daha çok bilinir , sevilir ve böylelikle gönüllerde yaşatılır.  ‘Ölüm var, ayrılık yok. Sarı ela gözlüm, böyle de kalbim var benim.’  Ve söz biter, ses evrende döner dolaşır…  Son yudum da ‘Sarı Gülüm Var Benim’ olsun.

PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here