Jules Verne, günümüzde bilim kurgunun kurucularından biri olarak kabul edilmektedir. Verne, babasının izinden giderek bir avukat olmak yerine, keyif aldığı işi yapmayı seçerek edebiyatla ilgilenmeye başladı, hikayenin devamını hepiniz biliyorsunuz.

Jules Verne’in bilim kurgu öyküleri, özünde bilimi ve teknolojiyi temel alıyordu. Verne, yıllar boyunca birçok bilim adamı, mucit ve kaşife ilham kaynağı oldu. Gerçekten dikkat çekici olan şey ise, Jules Verne’in hayal ettiği buluşların, aradan geçen yüz yıllık süre zarfında birer birer gerçeğe dönüştüğü, ve Verne’in aslında teknolojinin geleceğini öngörebildiğidir.

Jules Verne, hala yaşıyor olsaydı bugün 189 yaşında olacaktı. Hiç kuşkusuz ki her açıdan, yaşadığı dönemin 20.000 fersah ilerisinde olan Verne’in ismi, hikayeleri gibi baki kalacaktır.


Denizaltı

denizaltı

Jules Verne’in öngördüğü icatların en ünlüsü, kuşkusuz ki Denizler Altında 20.000 Fersah dolaylarında seyre imkan sağlayan, elektrikle çalışan devasa denizaltı Nautilus’dur. Cornelius Drebbel’in 1623 yılında, ilk çalışan su altı aracını icat ettiğinden beri, mucitler denizaltılar üzerinde çalışıyorlardı, ancak onlara güç verme sorunu dönemin teknolojisine göre mümkün değildi. Elektrik, Verne’in kitabı yayınladığı 1870 yılında bir yeni bir teknolojiydi, ve ihtiyaç olan enerji açığını kapatabilme potansiyeline sahipti. 1880’li yıllarda, mühendisler ilk çalışan denizaltıları inşa etmeyi başardılar ve bunların çalışma mantığı Verne’in hayal ettiği ile birebir aynı idi. 1887 yılına gelindiğinde, İspanyol Donanması, ilk elektrikli denizaltıyı su ile buluşturdu.


Helikopter

helikopter

Jules Verne, 1886’da Fatih Robur’u yazdığında, uçuş teknolojisi henüz emekleme aşamasındaydı. Wright kardeşlerin meşhur prototiplerini yapmalarına daha onlarca yıl vardı, dönemin mucitleri hala planör benzeri tasarımlar ve balonlarla denemeler yapıyordu. Hikayenin baş kahramanı Robur, motorlu ağır hava makinelerinin geleceğini cesurca beyan ediyordu. Robur’un el emeği makinesi Albatros, modern helikopterin büyük bir ölçekte atasıdır. Albatros’u, yere paralel olarak hizalanan çok sayıda pervane tarafından kaldırılan muazzam bir kayan platform gibi düşünebilirsiniz.


Video konferans

video konferans

Verne’in, medya ve iletişimin geleceği hakkında pek çok fikri vardı. Gökyüzü yazısı ve günlük haber bülteni gibi çok sayıda tahmin yapmıştı. En etkileyici öngörülerinden biri de, 2889 Yılında hikayesinde karşımıza çıkan “phonotelephote”tur. Hikayenin yazıldığı zaman, Graham Bell’in telefonu yaklaşık 15 yaşındaydı. Jules Verne, ses transferinin ötesinde, uzaktan haberleşmeye yeni bir boyut katarak görsel olarak da iletişim içinde olunabileceğini hayal etmişti.


Uzay kapsülü

uzay kapsülü

Dünya’dan Ay’a, Verne’in en çok bilinen hikayelerden biridir, ve bunun haklı bir sebebi vardır. Dünya’dan Ay’a, gelecek yüzyılın en çok konuşulan teknolojik gelişmesi, uzay araştırmalarını konu alıyordu. Hikayede, Baltimore Silah Kulübü üyeleri, Ay’a kadar, içinde insan olan bir mermi ateşlemek niyetindelerdi. Mermiyi ateşleyecek silah biraz sıradışıydı, Florida’da bir yamaca kurulmuş, 250 metre uzunluğunda bir top. Hikayenin ilginç yanı ise, Ay’a ilk inen araçlar, Verne’in öngördüğü gibi alüminyumdan yapılmış ve üç astronot taşıyordu. Hikaye, sıfır çekim kuvvetinin insan vücudundaki etkilerine ilişkin oldukça doğru bir tanımlama bile içeriyordu.


Hologram

hologram

Jules Verne’in Karpatlar Şatosu hikayesinin baş kahramanı, Transilvanya dağlarında yaşayan sürreal bir barondur. Baronun bir ziyaretçisi, yıllar evvel ölmüş bir opera sanatçısını şatoda konser verirken görür. Olayı araştırdığında, bu performansın hologram vasıtası ile simüle edildiğini fark eder.


Elektrikli sandalye

elektrikli sandalye

20. yüzyılda Paris hikayesinde, toplum önünde yapılacak bir infaz için platform oluşturuluyordu. Paris ve toplum önünde infaz dendiğinde akıllara giyotin gelse de, Jules Verne’in dünyasında ne giyotinde, ne de bir cellata yer vardı. Dönemin yeni teknolojisi elektrik, tek başına infazı gerçekleştirebilecek güçteydi. Elektrik akımı, bir sandalye sarılmış kablolar yardımıyla infaz edilecek kişi ile buluşuyordu.

Jules Verne hikayeyi yazdıktan 25 yıl sonra, elektrikli sandalyeyle yapılan ilk idam New York’da gerçekleştirildi.


Güdümlü füze

güdümlü füze

Verne’in eserlerinin birçoğu, muhtemelen onlara hiçbir zaman erişmemesi gereken insanlar tarafından da okunmuş ve onlara ilham kaynağı olmuştur. 1896 yılında yazdığı Bayrağa Karşı hikayesinde, çılgın mucit Thomas Roch tarafından tasarlanan süper silah Fulgurator’dan bahsediyordu. Roch’in icat ettiği patlayıcı füze, havadayken yönünü değiştirebiliyordu.

Günümüzde bilinen ismiyle güdümlü füzeler, ilk olarak II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar tarafından kullanılmıştır.

Fotoğraf kaynakları: blastr.com