632 yılında, Hz. Muhammet vefat ettiğinde, İslamiyet tüm Arap Yarımadasına yayılmış durumdaydı. Muhammet’in vefatından sonraki 20 yıl da barış içinde geçti, akabinde ayrılıklar başladı. Bu ayrılıklar, yüzyıllar boyunca sürecek ve günümüzde hala devam eden çatışmalara sebep olacaktır.

Hz. Muhammet, kendisinin ardından İslam sancağını kimin taşıyacağı ile ilgili net bir şekilde bir açıklama yapmamıştı. Hayatta olan bir oğlu da yoktu.

Sonra ne mi oldu?

A grubu, dönemin önde gelen Müslümanlarının, uygun gördükleri bir lideri seçmeleri gerektiğini savunuyordu. Seçilmiş bu kişiye halife denecek, ve halifenin vefatından sonra, yeni seçilmiş birisi halife olacaktı. A grubu kararını verip, Muhammet’in kayın pederi Ebu Bekir’i ilk halife olarak seçti.

B grubu aynı fikirde değildi. Hz. Muhammet’in ardından, İslam sancağını, onun soyundan gelen birisinin teslim almasını gerektiğini düşünüyorlardı. Tüm işaretler, tek bir kişiyi öne çıkarıyordu, Muhammet’in kuzeni, ve kızı Fatma’nın kocası, Ali.

A grubu daha güçlüydü, ve kazandılar.

İslam dünyası

Böylece Ebu Bekir ilk halife seçilirken, Ali ve B grubu, olup biteni izlemekle yetindi.

İki yıl sonra, Ebu Bekir vefat etti. Ölmeden evvel, yerine Hz. Muhammet’in arkadaşı Ömer’in geçmesi konusunda tavsiyede bulundu. Ömer, bir suikast sonucunda öldürülene kadar, 10 yıl boyunca halifelik görevlerini yerine getirdi. Sonrasında, halife olarak Muhammet’in damadı Osman seçildi. Osman da, suikast sonucu hayatını kaybedene kadar, 12 yıl boyunca görevde kaldı. Tüm bu süreçler yaşanırken, B grubu, pasif bir şekilde olup biteni izlemeye devam etti.

A grubu, dördüncü halife olarak Ali’yi seçti. Ali’yi bildiğimiz üzere B grubu da destekliyordu. Yaklaşık beş yıl boyunca her iki tarafta mutluydu. Halifeliğinin beşinci yılında Ali öldürüldü. Yerine, en büyük oğlu Hasan geçti. Kısa süre sonra, Emevi Hanedanlığı kurucusu Muaviye yönetimindeki isyancılar Hasan’ı bertaraf ettiler, ve Muaviye altıncı halife olduğunu açıkladı. Bu olayın ardından A ve B grupları sonrasında bir araya gelmemek üzere ayrıldılar. Muaviye, halifeliği kendi hanedanlığı ile örtüştürürken, B grubu daha farklı bir hikaye anlatıyor. Onlara göre halifeler, bir takım kişiler tarafından seçilmiş kişiler olmamalı, İslam peygamberinin soyundan gelen, ilahi kana sahip imamlardan birisi olmalıydı. İlk imam, her iki grubunda desteği ile seçilen Ali’ydi. İkinci imam ise, Ali’nin oğlu Hasan olmuştu. Muaviye’nin, Hasan’ı oyun dışı bırakmasının ardından, B grubu Ali’nin küçük oğlu Hüseyin’i üçüncü imamları olarak desteklemişti.

Hüseyin, Emevilerin ikinci hanedanı ve A grubunun yedinci halife olarak kabul ettiği Yezid’in emriyle öldürüldü. Bu olaydan sonra B grubu Hüseyin’in oğlunu dördüncü imam olarak benimserken, A grubu karşı tarafı görmezden gelerek kendi halifelerini desteklemeye devam etti.

Tüm bu olaylar yaklaşık 1300 yıl önce yaşanmasına rağmen, günümüzde İslam dünyası bu ayrılığın izlerini hala taşımaktadır.

A grubu Sünniler, B grubu ise Şiilerdir.

Suriye islam

İslam’ın bölünme süreci bu şekilde gerçekleşti. Tohumları 7. yüzyılda atılan, Sünniler ile Şiiler arasındaki görüş ayrılıkları ve çatışmalar bugün bile devam etmektedir. Sünniler seçtikleri kişilerin halife olduklarına inanırken, Şiiler ise ilk üç halifeyi reddederek, Ali’yi ilk imam olarak benimser. Her iki grupta, Hz. Muhammet’i son peygamber ve Kuran’ı İslam’ın kutsal kitabı olarak kabul eder.

Fotoğraf kaynakları: 1, 2, 3