Geçenlerde, birkaç hafta boyunca Twitter hesabını kapatmış olan bir arkadaşım beni düşüncelere gark eden bir şey söyledi: “Kendimden nefret etmeme sebep oluyordu. Artık tanıdığım herkese de söylüyorum, Twitter sizi mutsuz ve endişeli bir insan yapıyor.”

“Konuşulan politik konular içini sıkmış olabilir mi?” diye sordum.

Israrla, “Hayır Twitter, Twitter insanı hasta yapıyor.” dedi.

İnternet’in kişiliğiniz üzerinde sebep olduğu birçok olumsuz durum var. İnternet sizi tüm dünyaya bağlayabiliyorken, aynı zamanda da tüm dünyadan koparıyor. Sizi yalnız bir birey haline getiriyor, gerçek arkadaşlarınızla aranıza mesafe oluyor. En yakın arkadaşınıza veya eşinize karşı daha önce sahip olmadığınız yoğunlukta kıskançlık ve güvensizlik yaşamanıza sebep oluyor.

internet sizi yabancılaştırıyor

Kanadalı psikiyatrist Lisa Kelly, sosyal ağların kişiler üzerindeki etkileri ile ilgili şöyle diyor. “İnsanlar duyguları, ihtiyaçları ve korkuları ile ilgili başkalarına karşı dürüst olabilme yetilerini kaybediyor. Diğer insanlar ile sıkı bir şekilde bağlantıya geçmekten çoğu zaman çekiniyorlar, hatta bazen kendilerine karşı bile dürüst olmaktan acizler.”

Matbaanın icadından beri her yeni teknoloji, beraberinde sosyolojik tereddütleri de getirdi. Ancak belki de hiçbir teknoloji, İnternet kadar hayatımızın içine girip de, hayatımızı bu derece etkilememiştir. Her dakika, Youtube üyeleri 400 saatlik video yüklüyor, Tinder kullanıcıları bir milyon profile göz atıyor. Her gün Facebook paylaşımları milyarlarca beğeni alıyor.

Çocukların telefon bağımlılığı

Günümüzde başıboş dolaşan veri, hiçbir zaman olmadığı kadar büyük boyutlu. Eskiden sadece masaüstü bilgisayarımızdan İnternet’in büyülü dünyasına girebiliyorken, akıllı telefonlar aracılığı ile o büyülü dünya artık ne zaman istersek bizimle birlikte. Uçakta, denizaltında, vapurda, her yerde bağlantı halindeyiz. Artık seyahat çantalarının bile akıllı telefonunuzu şarj edebilecek pilleri mevcut. Belki de bize kalan tek mahrem alanımız duş.
Etrafınıza bir göz atın, insanlar akıllı telefonlarının esiri olmuş. Beş yıl önce bir uzaylı Dünya’yı ziyaret etse, ve bugün tekrar geri dönmüş olsa, hakkımızdaki ilk fikri, yeni bir alışkanlık edindiğimiz olurdu.

kendinizi başkaları ile kıyaslamakAkıllı telefonların ve İnternetin sebep olduğu diğer bir sosyal erozyon ise, insanoğlu olarak kendimizi sürekli olarak diğer insanlar ile kıyaslama içgüdümüz. Aslında mutlu bir hayat sürüyor olsak bile, hayatımızı bizden daha iyi bir hayat yaşadığını düşündüğümüz diğer insanlar ile karşılaştırdığımızda mutsuz oluruz. Şöyle düşünün, ne kadar başarılı bir insan olursanız olun, -muhtemelen- bir dolar milyarderi değilsiniz. Ancak milyarderlerin günlük hayatları sadece bir tık uzağınızda. Sizin sahip olmadığınız üne ve servete sahipler, ve siz buna her dakika şahit oluyorsunuz. Günümüzde gelir adaletsizliği hiç olmadığı kadar şeffaf, ve şundan hepimiz eminiz ki, kısa vadede dünya, herkesin refah içinde yaşadığı bir yer haline gelmeyecek. Mutlu olmak için akıllı telefonlarınızı parçalayın demiyorum, sosyal medyada gördüğünüz profillere karşı hissettiğiniz duygularınızı kontrol altında tutmaya çalışın. Yaşadığınız hayattan tatmin olmaya çalışın. Kendi hayatınıza odaklanın, ve en önemlisi, onu nasıl iyileştirebileceğinizi düşünün.

İnternet ile ilişkinizi en düşük düzeye indirin. Geçen yaz gittiğiniz seyahatinizi düşünün. Çektirdiğiniz fotoğrafları, seyahatteyken ne kadar mutlu olduğunuzu tüm dünyaya göstermek için çektirdikleriniz. Nefis bir gün batımına karşı sahilde otururken manzaranın tadını çıkarmayı beceremiyorsunuz, çünkü cep telefonunuzla onun fotoğrafını çekmekle meşgulsünüz.

internetin yan etkileri

Bugün yaşanılan çöküntü, zaaflarımıza karşı gelemeyerek, onların bize egemen olmasına izin vermemizden kaynaklanıyor. Yine de umudumuzu kaybetmeyelim, okunacak kitaplar, gezilecek yeni yerler, beraber vakit geçirilecek, kahkahalar atılacak dostlar, dolu dolu yaşanacak bir hayat var.

İnternete karşı kazanmak

Kaynaklar: nymag, theawl

Fotoğraf kaynakları: 1, 2, 3, 4, 5, 6