1942’de Ron Plomley, ünlü yarışmacılara, terk edilmiş bir adada kaldığınızı hayal edin diye sorulduğu bir radyo programı yapmıştır. Bu hayali senaryoda, onlara eşlik etsin diye en sevdikleri 8 şarkıyı almalarına izin verilmiştir. Hangi şarkıları seçtiler ve neden?

Kişisel gelişimin hayranı olan ben, senaryoyu başka bir türe bağlamak istedim. Onun yerine ana konseptlere ve yasalara odaklanmak istiyordum. Bunları belirli bir başlıktan daha akılda kalıcı buldum. Sonra bu sayıları sekizden üçe sınırladım daha akılda kalıcı ve uygulanabilir olsun diye. Son olarak terk edilmiş adadan ayrılmayı istedim ve onun yerine şaşırtıcı bir hayat sürmek için bu yasaları kullandım.

Bu yüzden burada ihtiyacınız olacak kişisel gelişim yasalarında sadece 3 tane var. Her biri ne anlama geldikleri ve nasıl kullanıldıklarıyla alakalı tanımlara sahip.

1.Yasa : Pareto’nun yasası

80/20 yasası olarak da bilinen bu yasa zamanınızı en etkili şekilde kullanmakla alakalıdır. Kökeni 19.yüzyılın İtalyan iktisatçılarından Vilfredo Pareto tarafından keşfedilen bu yasa, ödülünüzün %80’ini çabanızın %20’sinden alacağınızı belirtmiştir. Bu ters sezgidir. Geleneksel bilim ile çok çalışırsanız sonuçlarını göreceğinizi öğretmiştir. Hiç bir oran verilmemiştir ama ailemizden ve öğretmenlerimizden gelen yaygın tez bu durumun yüzde 50/50 çalıştığını göstermektedir. Yani ne verirseniz onu alırsınız.

Pareto’nun yasası bize bir şeyleri çok farklı öğretir. Saatlerce çalışıp çabalayabilirsiniz ama bir engelle kötü sonuçlar meydana gelebilir. Ki bu durumu milyonlarca ofis ve şirket yaşamaktır. Bu yüzden harika bir hayat sürmek isteyen ikişiler geleneksel bilgilere takılmamalıdır. İronik olarak tembellik işe yarayabilir. Üretkenliğie sahip olduğunuzu bildiğiniz süre küçük bir çabayla da yetinebilirsiniz.

Bu teoriyi geçerli kılmak için deneysel bir kanıt olmamasına rağmen kendi çalışmalarınız buna sonuç verecektir. Dünya inandığımız gibi değil. Blog yazılarınızın %20’sinin asıl paylaşımlarınızın %80’inini oluşturduğunu farkettiniz mi? Sosyal eğlencenizin %80’ini sosyal döngünüzün %20’sinden aldığınızı farkettiniz mi? 80/20 yasası hayatınızın her alanına uygulanabilir ama verilen mesaj aynıdır. Üretken olmayan ve eğlence vermeyen şeyleri eleyin ve en muhteşem sonuç verecek alanlara odaklanın.

2.Yasa : İçimiz neyse dışımızda o

Çekim yasası olarak da bilinen bu yasa tüm yasaların en güçlüsüdür. Batılı yetişme tarzımız bizi aptallaştırdı. Sadece gördüğümüz, duyduğumuz, dokunduğumuz şeylerin değerli olduğu öğretildi. Fiziksel gerçeklik neredeyse orada ve bu gerçeklere odaklanarak başarılı olabilirsin.

“İçimiz neyse dışımızda o” yasası bir şeyi çok farklı ifade eder. Yaşadığımız dünyanın iç dünyamızdaki düşüncelerin bir aynası olduğunu söyler. Bu, gelişmeni engelleyecek, tecrübe ettiğin her olay ve durumun nedenlerini bilmen gerektiği anlamına gelir.

Bazıları için bu yeni değildir. 2006’da yayınlanan ve 19 milyon kopyası satılan The Secret çekim yasasını gündeme getirmiştir. Ancak hiç zamanı pratiğe koydun mu? Maddeye bağlı bir akıl için bu kolay değildir.

Öncelikle, düşüncelerinizin şiddetli bir farkındalığı, hissettiğiniz duygular ve inançlarınız gelişmeli. Sonra bunu iç dünyanızla harmanlamalısınız. Şüphelerinize hoşgörüyle yaklaşmayın, korkularınıza zihinsel özen göstermeyin ve zihninizi karıştırmayın. Çocukluk gibi basit olun. Mutluluk için mutlu olun. Eğlencenin hayatınıza akmasına izin verin. Bu disiplini sürdürmekte ısrarcı olun ve  hayatın aslında ne kadar kolay olduğuna hayret edeceksiniz. Daha ileriye gidebilmek için savaşmanıza ve çaba göstermenize gerek yok. Sadece iyi hissedin.

3.Yasa : Kontrol edebilmek için ihtiyaçlarınızı bırakın

Önceki ikisinden daha az bilinmesine rağmen bu yasa daha az etkili değil. Tyler Durden “Asla tamamlamak demem, Mükemmel olmayı durdurmak derim. Hadi değiştirelim ve ufak tefek şeyleri bırakalım.” demiştir. Wayne Dyer “Bırakın ve mutlu olun” diye tavsiye verir.

Kontrol etmek için ihtiyaçları bırakmak bilinç altınızın derin ilmiyle bağlantı kurmak gibidir. Kalp atışlarınızı, akciğer solunumunuzu ve aklınızda ve bedeninizdeki diğer bütün fonksiyonları yerine getiren zeka hakkında düşünmeyi hiç bıraktınız mı? Buna ; Tanrı, sonsuz zeka, hayat gücü, evrensel enerji ya da bilinç altı her ne derseniz deyin fark etmez. Yaptığı şey bilincinizin gücüyle bağlantı kurmaktır.

Bu güç anlayamayacağımız bir hızda çalışır ve anlamada, sezmede ve yaratmada sınırsızdır. Bütün sorunlara çözüm içerir fakat çoğu insan onu kontrole duyulan yanlış ihtiyaçtan dolayı kullanmaz.

Ya kendi yeteneklerindeki küçük bir inanç için ya acil sorulara duyulan umutsuzluk için çoğu insan hayatlarının sonuçlarını kontrol etmeye çalışır. Bu büyük bir hatadır. Bu derin bilinç altı bilgeliğinin ilişkisini kırar ve sizi terk eder. Birey sorunları çözmek için yalnız kalır.

Bu durumun klasik bir örneği uzun süreli uykusuzluk çeken insanlarda görülebilir. Sık sık sıkı bir uyku programıyla uyku alışkanlıklarını kontrol etmeye çalışırlar. Çok sıcak, gürültülü ve aydınlık ortamlarda kendilerini uyumaya zorlarlar. Bunların hiçbiri işe yaramaz. Onun yerine, uykusuzluk, uyku alışkanlıklarının kontrol edilmesi bırakıldığında halledilir. (uyku hakkında düşünmemek ve endişelenmemek) bu olduğunda, gelmesi için derin bilgeliğe yol açılmış olunur bu sayede uyku düzene girer.

Sonunda, bilinçli olarak bulmamız ya da kontrol edebilmemiz için bir cevap yoktur. Rahatladığımız  ve pozitif sonuç almadaki rahatlığı gösterdiğimiz için bir değişiklik meydana gelir. Bu yaklaşım sizin deneyimlenmiş sonuçlarınızı IBS ve kronik sancıdan tutun önemli iş kararlarına ve yazmak, resim yapmak için yetenekler gibi pek çok sonuçla harmanlar.

Son söz

Bu yasaları kullanmada esnek olmaya çalışın. Her birini hayatınızın farklı alanına uygulayın. Bir gün  olması için çok denediğiniz bir sonucu bırakmaya odaklanabilirsiniz. Diğer gün arzuladığınız sonuçları almak için çok iyi durumda olduğunuzdan emin olmak için pozitif enerjinizi oluşturmaya ihtiyaç duyabilirsiniz. Durumun ne gerektirdiğinden her zaman emin olun.

Fotoğraf kaynakları: 1

PAYLAŞ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here