Carlos Ghosn’un kriz dönemlerinde başında olduğu şirketleri yönetim şekli ve kazandırdığı başarılar, kariyerinin en parlak yanını oluşturur. 1990’lı yıllarda, önce Renault’yu kurtardı, ardından Nissan’a el attı, ve son 11 yıldır her iki markaya da CEO’luk yapmakta. Brezilya doğumlu, Lübnan asıllı bir Fransız olan Ghosn, küresel geçmişi ile uyumlu bir şekilde, iki kıtada da başında olduğu şirketlerin idaresini yürütüyor.

Kendisi, aynı zamanda endüstrinin en tanınmış simalarından. Renault’yu tekrar yapılandırarak eski karlılığını tekrar yakalamasını sağlayarak, “Le Cost Killer”(maliyet düşüren) lakabını aldı. Nissan’daki başarılarından dolayı ise, ona “Mr. Fix-it”(bay tamir eden) denmeye başlandı. Öyle ki Japonya’da, bir çizgi romanda hayatı ile ilgili bir anime serisi bile yayınlandı.

Ancak teknoloji, en başarılı yöneticileri bile alaşağı edebilir. Bunun farkında olan Ghosn, endüstride teknolojik açıdan başı çekerek, şirketlerinin yenilikçi taraflarını ön plana çıkartıyor. Elektrikli otomobiller, insansız taşıtlar gibi sektörü sallayacak potansiyelde olan gelişmeleri yakından takip ediyor. Bu yenilikler, Tesla ve Google gibi devlerin de oyunda yer almalarını sağlarken, ayak uyduramayan birçok köklü şirketinde sonunu hazırlayacaktır.

Rekabet, 62 yaşında olan bu lidere ekstra enerji veriyor. Renault ve Nissan’da elektrikli araç geliştirilmesi ve üretilmesi için milyarlarca dolarlık yatırım yaptı. 2010 yılında Nissan Leaf ile bir kumar oynadı, günümüze kadar geçen süre zarfında Leaf en çok satan elektrikli araç olmuştur. Yine de satışları beklentilerin altında kalmıştır, Ghosn hedefin yakalanamamasının sebebinin araç ile ilgili olmadığını, esas sebebin yavaş gelişen elektrikli araç destek altyapısı olduğunu vurguluyor.

nissan-leaf-ghosn

Mayıs ayında Nissan, 2,2 milyar dolar vererek Mitsubishi Motors’daki hissesini %34’e çıkardı. Böylelikle Ghosn, üç ortaklı bir yapının tepesindeki adam olarak, ortak parça kullanarak, mühendislik ve tasarımda ortaklığa giderek maliyetleri daha fazla kısabileceği alanlar yaratabilmiş olacaktır.

Bu karmaşık yapıyı Ghosn dışında nizami şekilde yönetebilecek bir kişi daha var mıdır? Geçen yıl, Renault ve Nissan’ın dünya genelindeki otomobil satışları 8,5 milyon adede ulaştı. 1 miyon adetlik Mitsubishi satışını da ilave edersek, neredeyse yıllık 10 milyon araçlık satış, Ghosn’un şirketlerini, Toyota, Volkswagen ve General Motors’un ardından 4. büyük yapıyor.

Ghosn, yoğun iş temposuna kısa bir ara vererek, HBR editörü Adi Ignatius’a otomotiv endüstrisinin geleceği ile ilgili kısa bir röportaj verdi.

HBR: Gerek Google, gerekse Silikon Vadisi’nin diğer şirketleri, yenilikçi tasarım ve teknolojileri ile otomotiv sektörüne adım atıyor. Bu durum sizi korkutuyor mu?

Ghosn: Korkmuyorum. Hatta, bugün burada Google’ın veya Apple’ın otomobil piyasasına girme ihtimalini konuşuyor olmamız çok güzel bir şey. Dışarıda üretilen teknolojileri bünyemize katarak kendi araçlarımıza uyarlamamız, çok uzun yıllardır uyguladığımız bir alışkanlık. Otomobil üreticileri mimarlar gibidir. Biz parçaları birleştirir, teknolojileri bir araya getiririz.Bunu yaparken sahip olduğumuz bilgi birikimini en doğru şekilde kullanarak tüketiciye nihai ürünü sunarız. Burada dikkat ettiğimiz nokta, yeni teknolojileri araçlarımıza entegre ederken, onları tüketicilerin klasik beklentilerine uygun bir şekilde sunmaktır.

Eğer bir teknoloji şirketi araç üreticisi olmak istiyorsa, hali hazırda var olan bir otomobil şirketini satın alarak kendi kriterlerine göre tekrar dizayn etmesi gerekmektedir. Ancak teknoloji şirketlerinin yapmayı istediklerinin bu olduğunu zannetmiyorum. Onlar, yeni teknolojiler geliştirerek, araçlarımızın albenisini yükselterek, bizim için olumlu bir iş yapmış oluyorlar. Son teknoloji ile donatılmış, estetik görünümlü araçlarımızın insanların ilgilerini çekmelerini isteriz. Günümüzde bu, tasarım ile, sürüş performansı ve kullanılan malzemelerin kalitesi ile ölçülüyor. Gelecekte ise, birbirleriyle iletişim halinde olan ve kendi kendine gidebilen araçlar sektörde daha ön plana çıkacaktır

Kendi kendine gidebilen araçların geleceği ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Araçlarımıza sürücünün sürüş kabiliyetlerini arttırıcı yeni teknolojiler entegre ediyoruz. Bu teknolojiler sayesinde sürücü, araca ne zaman hakim olmak istediğine, ne zaman istemediğine kendi karar verebilecek. Eğer sürücü aracı kullanmak istemezse, otomobilin sahip olduğu teknoloji, onu güvenli bir şekilde gitmek istediği yere ulaştıracak ve bu sırada sürücü de başka bir şey ile ilgilenebilecektir.

“Sürüş kabiliyeti arttırıcı yeni teknolojiler” ile ne kastettiniz?

Size seçme özgürlüğü veren teknolojiler. “Ben sıkışık trafikte araç kullanmaktan çok keyif alıyorum.” diyen birisine hiç denk gelmedim. Araç kullanmaktan ne zaman sıkılırsanız onu kullanmayı bırakabileceksiniz. Canınız ne zaman araca hükmetmek isterse, kontrolü geri alabileceksiniz.

Size göre, kendi kendine gidebilen araç teknolojisinde ne durumdayız?

Tek şeritte aracı kontrol edebilen otomatik pilot teknolojisine hali hazırda sahibiz. Aracınız şeritten çıktığı zaman sistem onu şeridine geri getiriyor. Yine benzer şekilde, öndeki araca çok yaklaştığınızda otomatik devreye giren bir fren sistemimiz var. Otomobiller, güvenlik amacıyla, sürücüsünden bağımsız olarak bu tip kararlar verebilecek durumda. Otomatik park etme özelliği de yakında kendinden çokça bahsettirecek. Esas olarak üstesinden gelmemiz gereken nokta ise, şehir içi trafiğinde sorunsuzca gidebilen otomatik araçlar.

Bu tip gelişmiş araçlar ne zaman seri üretime geçecek?

Bu teknolojiler, dalgalar halinde son tüketici ile buluşuyor. Günümüzde üretilen araçların çoğunda bahsettiğimiz otomatik fonksiyonların bir kısmı mevcut. Ancak sürücülerin bu teknolojilerin tam olarak farkına varması, ancak kontrollerini tamamen aracın kendisine vermesi ile olacak. Böyle bir aracı ise 2020 yılında piyasaya sürmeyi düşünüyoruz.

Rekabet halinde olduğunuz firmalar bu alanda önünüze geçebilir mi?

Onların iddialarına göre, evet. Ancak bu iddiaların bir de gerçekleştirilme boyutu var. Bir sürü şey duyuyoruz. Mesela, bazı otomobil firmaları yakıt hücrelerine sahip araçların seri üretimine başlayacakmış. Yapmayın lütfen! 500 araç satarak kitlesel seri üretim mi yapılırmış?

carlos-ghosn-formula

Donanım ve Yazılım

Bir takım döngüleri doğru bir biçimde yönetmek durumundasınız: araç tasarım döngüsü, teknoloji döngüsü gibi. Bunların eskisine göre daha sık bir biçimde güncellenmesi gerekiyor diye düşünüyorum.

Evet, ama bu sıklık yönetilebilir. Bir akıllı telefon gibi düşünün. Sizi yalnızca bir süre idare edebilecek bir donanımınız var, yazılımız ise her zaman güncellenebilir. Bir otomobil beş yada altı yıl boyunca üretilir, ancak bu süre zarfında yazılımı daha sık güncellenebilir.

Bu, otomobil firmalarının araçlarında ortak bir işletim sistemini kullanması konusunda bir iş birliği yapacağı anlamına mı geliyor?

Şimdilik bundan emin değilim. Geldiğimiz noktada yapmaya çalıştığımız, her zaman en güncel teknolojiyi, hali hazırda kullandığımız sistemimiz içerisine entegre etmek. Eğer bunu başaramazsak, ürettiğimiz otomobiller donanımdan ibaret olur. Başkaları da otomobillerimiz için uygulamalar geliştirirler. Yazılımsal olarak araçlarımıza ne entegre edersek edelim, otomobil ile ilgili kontrolümüzün sürmesi gerekir.

Yani araçların sahip olduğu teknolojik altyapı, rekabette önemli bir avantaj sağlıyor diye düşünüyorsunuz.

Kesinlikle.

Petrole alternatif

Düşen petrol fiyatları şirketlerinizi ve gelecek planlarınızı nasıl etkiledi?

Bu endüstri için olumlu bir şey. Faiz oranları düşük, petrol ucuz, ham madde fiyatları düştü, her şey lehimize. 2015 yılı otomotiv sektörü için çok iyi bir yıl oldu, ve öyle tahmin tahmin ediyorum ki 2016’yı da öyle kapatacağız. Tabi ki düşen petrol fiyatlarının olumsuz etkileri de var. Tüketiciler için yakıt verimliliği eski önemini kaybediyor. Finansal açıdan bakıldığında, daha verimli bir otomobil satın almanın cazibesi kalmıyor. Ancak bu durum, yakıt verimliliği konusunda bizim yeni teknolojiler geliştirmemize engel değil. Hiç kimse petrol fiyatlarının bu kadar düşük bir seviyede kalacağını düşünmüyor. Diğer bir konu da, insanlar verimli araçları sadece yakıt tüketiminin az oluşundan dolayı tercih etmiyor, karbondioksit emisyonunun az olması da birçokları için tercih sebebi.

Emisyon konusunda hükumetlerin, siz üreticilere belirli standartlar koyması ile ilgili ne düşünüyorsunuz? 

Tüketiciler emisyonu önemsiyor. Küresel ısınma ve sürdürülebilir olmayan teknolojiler konusunda endişeleri var. İşte bu noktada hükümetlere ihtiyacınız var, çünkü yalnızca onlar “Bizim için bu değer, bir standart olarak kabul edilmektedir.” diyebilecek otoriteye sahiptir. Bu yüzden yönetmeliklerin olması, hepimiz adına çok faydalıdır.

Peki, otomotiv endüstrisinde 5 yıl içinde ne gibi yenilikler göreceğiz?

Nihai ürünlerimizi ciddi şekilde etkileyecek, teknolojik açıdan büyük atılımlar göreceğimiz düşünüyoruz. Daha fazla elektrikli araç, kendi kendine gidebilen otomobiller göreceksiniz. Tabi ki bunları öngörebilmek çok zor, bahsi geçen teknolojilerin gerçekleşmesi, hükumetlere, tüketicilerin taleplerine ve uygun altyapının kurulmasına bağlı.

Altyapıdan bahsediyorsunuz? Bu altyapıyı kim kurmalı? Siz mi? Hükumetler mi? Yoksa yatırımcılar mı?

Bu konuda kararı yine hükumetler verecektir. Benzin istasyonları gibi düşünebilirsiniz, onları hükumetler kurmadı ancak, yatırımcıların bu istasyonları açmaları ve işletmeleri için gerekli ortamı oluşturdu.

alpine-carlos-ghosn

Dijital yeniliklere yatırım

Erişilebilirlik (connectivity), otomobilleri sevmeyen kesimin, araçlarını sevmelerini sağlayabilir mi?

Evet. Bunun hayatımızı pozitif etkileyen ve üretkenliğimizi arttırıcı birçok tarafı var. İnternet erişimimizin olduğu ve dış dünya ile bağlantımızın kesilmediği bir otomobil, yeri geldiğinde bizim için bir ofis görevi bile görebilecektir.

Bu durumda, tüketicinin kişisel verilerini koruyabilmeniz çok büyük bir önem arz edecektir. Tıpkı bir akıllı telefon gibi, tüm kişisel veriler aktarılabilir olacak.

Tabi ki. Bu süreç bizi heyecanlandırsa da, teknolojik olarak sürecin henüz çok başındayız. Ancak yakın gelecekte, araçlarımız evimiz veya ofisimiz gibi, mahrem kişisel alanlarımız halini alacaktır.

Dijital yeniliklerden bahsetmişken, uzaktan araç satışı ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Ben bu şekilde otomobil almazdım. İnsanlar İnternet üzerinden birçok bilgiye ulaşabilseler de, satın alırken aracı görmek, ona dokunmak, onu hissetmek isterler. Satıcı ile pazarlık edip, fiyatı düşürmek isterler.

Uber ve ikamesi diğer uygulamalar araç satışlarını düşürür diye endişeleniyor musunuz?

Endişelenmiyorum. Hesaplamalarımıza göre 2015 yılında dünya genelinde 85 milyon araç satıldı, ve bu yıl bu rakam 87 milyona çıkacak, her ikisi de endüstrideki satış rekoru rakamları.

Bir CEO, iki şirket

İki şirketi birden nasıl idare edebiliyorsunuz? bunu gerçekten merak ediyorum, nasıl başarıyorsunuz?

Vaktimin yarısı önceden belirli, yönetim kurulu toplantıları, komite toplantıları, ürün ve dizayn toplantıları vaktimin çoğunu alıyor. Ayın bir haftası Japonya’da Nissandaki yöneticiler ile bir araya geliyorum, o hafta alınması gereken kararlar üzerinden geçiyoruz. Ayın bir haftası da aynı şekilde Paris’te, Renault takımı ile geçiyor.

Bir programınız yokken neler yapıyorsanız?

Programın yokken, tam anlamıyla operasyonun içinde oluyorum, belirli piyasaları ziyaret ediyor, son teknolojileri araştırıyor, tedarikçiler ve alıcılar ile vakit geçiriyorum. Böylece olası fırsatların farkına vararak, gelecek planımı daha doğru şekilde yapabiliyorum.

İyi bir CEO olmak için benimsediğiniz bir felsefe var mı?

İki şirketi birden idare ederken şunun farkına vardım, her şeyden önemlisi etrafınızdaki insanların sahip olduğu yetkinlikler. Bu, başarı ile kurgulanmış bir organizasyon yapısı veya oturmuş bir performans değerlendirme sistemi anlamına da geliyor. İşini sadece doğru yapan insanlar ile çalışmaktan bahsetmiyorum, işi ile ilgili üstün performans sergileyebilecek çalışanlarınız olması lazım.

carlos-ghosnBir CEO olarak, en çok önem verdiğiniz şey nedir?

Dediğim gibi, en önemlisi doğru insanları seçebilmek. Yeni kuşağı da bu döngüye dahil etmek çok önemlidir, gelecekte kilit pozisyonlarda onlar olacaklar. Eğer bunu es geçerseniz, hatalı bir strateji izliyorsunuz demektir. Tepeye yanlış bir insanı yerleştirmek, uçağınızın motorunu kapatmak gibi bir şeydir. Diğer bir önem verilmesi gereken konu ise iş stratejileriniz. Hangi ürünlere öncelik verilmeli? Hangi teknolojiler kullanılmalı? Nereye yatırım yapılmalı?

Sizce toplum önünde olmak ne kadar önemli?

Her zaman toplum önünde bulunmuyorum, ülke içinde operasyonları yöneten insanlar zaten hep toplum önünde. Tabi ki küresel çapta bir aracın lansmanı yapılacaksa CEO orada bulunmalı. Böylelikle medya ve halk olayın daha önemli olduğunu düşünür. Yine de ben, bunu çok fazla yapmam, daha çok stratejik konulara odaklanmayı tercih ederim.

17 yıldır Nissan’ın CEO’su olarak görev yapıyorsunuz. Bu kadar uzun süre bu koltukta oturmanın artları ve eksileri neler?

Bu tabi ki bulunduğunuz endüstriye göre değişir, fakat kilit sorular her zaman şunlardır; Şirket büyüyor mu? Karlılığı artıyor mu? Hisse sahiplerini tatmin ediyor mu? Eğer bu soruların cevapları hayır ise kimse o pozisyonda durmaya devam edemez. Eğer cevap evet ise, şu ana kadar her ne yapıyorsanız, onu yapmaya devam edersiniz.

Volkswagen ve Takata’da yaşanan sorunlar otomotiv endüstrisini küresel çapta nasıl etkiledi?

Kesinlikle olumsuz etkiledi. Böyle bir durumda insanlar “bu problem acaba daha geniş kapsamlı mı?” diye düşünüyorlar. Bu şüphelere karşı verilecek en iyi cevap, şeffaf olmaktır. Son yıllarda geri çağrılan araçların sayısında ciddi şekilde bir artış gözlemlenmekte, bunun sebebi araç üreticilerinin konu daha fazla büyümeden bir önlem almak istemeleri.

Profesyonel hayatınızda hala başarmayı dilediğiniz bir şeyler var mı?

Nissan-Renault birlikteliğinin, iyi bir performans ve idare ile, güçlü bir şekilde devam ettirildiğinden emin olmak istiyorum. İnsanların, “birlikteliğin devam etmesinin tek sebebi Carlos Ghosn’un orada olması.” demelerini istemiyorum.

“Le Cost Killer”, “The Icebreaker”, “Mr. Fix-It” gibi lakaplara sahipsiniz. Peki biz size ne demeliyiz?

Bilmiyorum. Bu lakapları ben takmadım, onları gazetelerden okudum. Bana ne diyeceğinize siz karar vermelisiniz.

Üzerinde çalışacağım, bulduğumda ise size bilgi vereceğim ki en son öğrenen kişi siz olmayın.

Tamamdır.

Fotoğraf kaynakları: 1, 2, 3, 4, 5