Günümüzde Londra’dan New York’a uçmak yaklaşık 8 saat sürüyor. 1912 yılında, Titanik ile bu zaman tam 137 saatti. Ancak garip olan, aynı yolculuğu 30 yıl önce, süpersonik bir şekilde, 3.5 saatte yapabiliyordunuz.

Tabi ki söz konusu ulaşım metodu sadece bir uçakla mümkündü, Concorde.

Öyle ki, şu an 1997 yapımı Titanik filmini izlemeye başlayın, filmin sonuna geldiğinizde, filmin başında Londra’dan kalkan bir Concorde, New York’a inmek üzere olacaktır.

Concorde gerek mühendisliği, gerek tasarımı, gerekse yolculularına sunduğu imkanlar açısından zamanının ötesinde bir uçaktı. Concorde bir sınıfı, bir mühendislik mucizesini temsil ediyordu.

concorde gün batımı

Ve sonra 2003’te her şey bitti. Ticari olarak kullanılabilen süpersonik bir ulaşım aracımız vardı ve onu kullanmayı bıraktık. Neden? Neden Concorde durup dururken bir müze parçası oldu?

Süpersonik transport, ses hızından hızlı olan bir ulaşım metodu. Chuck Yager 1947’de ses bariyerini kırdıktan sonra, sesten hızlı uçmak insanların rüyalarını süslemeye başladı. 1950 ve 1960’larda ise bu rüyayı gerçekleştirmek ülkeler arası bir teknoloji yarışına neden oldu.
Amerika, Sovyetler Birliği, İngiltere ve Fransa bu soğuk savaş yarışına milyon dolarlar harcamaya başladılar.

Boeing 1967’de projeye başladı, ancak çeşitli nedenlerden ve 1971’deki ödenek kesintisinden dolayı projeyi durdurdu.

Rusların da bir projesi aktifti. Hatta gerçekten uçan bir prototipleri bile vardı. Ancak yaptığı 55 uçuşun çoğunda ciddi güvenlik ve mühendislik sorunlarıyla karşılaşılması yüzünden proje sonlandırılıp uçuşlar durduruldu.

İngiliz ve Fransız ortak yapımı Concorde ise bu rüyayı gerçeğe dönüştürdü. Condorde bir tasarım mucizesiydi. Bilgisayar destekli bir tasarımı yoktu. Tamamen matematik ve deneme yanılma yoluyla tasarlanmıştı ve devamlı bir geliştirme aşamasındaydı. Mesela, Concorde’un boyası normal uçaklardan 2 kat daha yansıtıcıydı. Sebebi de uçtuğu yüksek süratlerde hava sürtünmesinden oluşan ısıyı yansıtmaktı.Mesela normal bir uçakta uçarken cama dokunursanız soğuk olduğunu hissedersiniz. Concorde’ta ise sürtünmeden dolayı oluşan ısıyı hissedebilirsiniz.

Concorde’da yakıt, uçuş suresince devamlı çeşitli tanklar arası transfer edilirdi. Bunun amacı da uçuşun iniş kalkış gibi çeşitli fazlarında ağırlık merkezini ayarlamaktı.

concorde kalkış

Concorde’un en belirgin özelliği kendine has güzellikte olan kanatlarıydı. Bu tip kanatlara delta wing adı verilir. Sahip olduğu kanatlar Concorde’ta, özellikle iniş ve kalkışta ciddi bir sürtünme kuvveti oluşturuyordu. Bu yüzden o fazlarda yüksek bir hücum açısı ile uçmak zorunda kalıyordu. Sürat düştüğünde uçaklar havada kalmak için daha yüksek bir hücum açısıyla uçmak zorundalar, dolayısıyla Concorde’un burnu diğer uçaklardan daha yukarıda olmak zorundaydı.

Concorde’da normal uçaklardan çok daha yüksek bir hücum açısı olduğu için, pilotların iniş ve kalkış anında dışarıyı görebilmesi çok zor oluyordu. Bu sorunun çözümü için yapılan çalışmalar aslında Concorde’un hendine has bir özelliğinin de meydana çıkmasına yol açtı.
Concorde’a hareket edebilen bir burun eklendi. Belirli uçuş fazlarında uçağın burnu aşağıya doğru bükülebiliyordu.

Concorde 1300 mil/saatten daha yüksek bir hızla uçuyordu, Dünya’nın dönüş hızından daha hızlı. Sürtünmeyi azaltmak için Concorde o kadar yükselirdi ki, yolcular Dünya’nın yuvarlaklığını görebilirdi.

concorde rolexConcorde yüksek hızlı uçuşun adeta bir büyüsüydü. Onunla uçmak herkesin rüyasıydı, ünlüler Concorde’la uçar, Concorde’la uçanlar hava atarlardı. Concorde uçuşları hala devam etseydi, hiç kuşkusuz Instagram, insanların Concorde uçuş fotoğrafları ile dolu olurdu.

Her Concorde uçuşu adeta stratosferik bir kokteyl partisiydi.

23 Haziran 2000’de, 4590 no.lu uçuşunu yapan Air France’a ait Concorde, kalkış esnasında bir tekerleğini parçaladı, tekerlekten kopan parça benzin deposuna gelerek, yakıtın alev almasına sebep oldu ve bu kazada 113 kişi hayatını kaybetti. Sorun sadece Concorde’un tekerleklerine has bir sorun olarak görüldü ve tüm Concorde uçuşları durduruldu.

Yaşanan bu trajik kazanın ötesinde, Concorde uçuşlarını uzun yıllardır etkileyen çok daha temel sıkıntılar vardı.

Kalkışta oldukça gürültülü bir uçaktı. Ama asıl sorun oluşturduğu sonik patlamalardı. Yapılan araştırmalara göre kara üzerinde sonik patlamalar ciddi hasarlara ve ses kirliğine yol açıyordu. Bu yüzden de süpersonik uçuşlar sadece okyanus üzerinde yapılıyordu. Tabi doğal olarak bu Concorde’un uçacağı rotaları kısıtlıyordu.

Concorde’un yüksek uçuş irtifası ve egzozundan çıkan gazların ozon tabakasını kirlettiği düşünülüyordu. Belki de süpersonik uçuşlar günümüzdeki normal uçuşlar kadar çoğalsaydı, uçakla yolculuğun, çevreye günümüzdekinden daha fazla zararı olacaktı.

Menzil ve yakıt tüketimi de ayrı bir sorundu. Concorde’un menzili sadece transatlantik uçuşları yapabilmesini sağlıyordu. Ayrıca Concorde, yakıt tüketimi bakımından hiç verimli bir uçak değildi.

Concorde’un biletleri 2003 yılında, kişi başı 11.000 dolardı. Bu fiyat, bugün için bile oldukça pahalı sayılabilir. Concorde bir uçuş esnasında ortalama 110 kişi taşıyabiliyordu. Concorde’un operasyonları için özel olarak eğitilmiş ekipler, havaalanındaki ekipmanlar, ve doğal olarak Concorde’u seçip ciddi ilgi bekleyen yolcuları da düşününce, Concorde’un operasyon maliyetleri ciddi derecede yüksekti. Mesela Air France ve British Airways, New York’a gelmesi gereken uçağın bir sebepten gelememesi ihtimali için, New York’ta ki yolcuların uçuşlarının aksamaması adına ekstra bir Concorde bulunduruyordu. Sadece gelen uçakta sorunlar olursa da gelemezse diye, hiç para kazandırmayan ve yerde duran bir uçak.

Aslında bu sorunların hepsi en başından beri olan sorunlardı ve hiç biri operasyonları tam olarak durdurmadı. Ancak içten içe operasyonlar kısıtlanmaya devam etti.

concorde uçuş

10 Nisan 2003’te Air France ve British Airways Concorde operasyonlarını durdurmaya karar verdiler. Bu karar aslında geçmişle ilgili değil, gelecekle ilgiliydi. Üretici olan Airbus ise Concorde’u desteklemenin artık imkansız ve karsız olduğunu açıkladı.

Günümüz hava yolları artık sürümden para kazanmaktalar. Standartlaşmış tipler, birbirine yakın kokpitler, minimize edilmiş uçuk mürettebatı, ortak kullanılan parçalar devamlı karlılık üzerine kurulu. Concorde kendi başına, tüm bu standartların aksine sahip olan bir uçaktı.Bir havayolu bir uçuştan kar etse bile, küçük bir uçak filosunu idame ettirmeyi iyi bir karlılıkla başaramaz.

Artık Concorde için tek bir şey kalmıştı. Son inişini gerçekleştirmek.

Buluşların ve yeniliklerin bitişinin, sadece kötü olaylarla bağlantılı olduğunu düşünürüz. Her ne kadar ses hızının iki katına çıksanız da, dünyanın en seksi kanatları ile tasarlansanız da, bu sizin ticari dünyada hayatta kalabilmenize yetmiyor. Artık buluşlar bir iş modeli, tedarik zinciri ve bir genişleme modeliyle gelmek zorundalar. Şu an tekrar tekrar konuşulan süpersonik uçuş projeleri bile, iş modelleri ve fayda maliyet analizlerinin kötümserliği yüzünden olumlu bir şekilde değerlendirilmiyor. Kısaca, para kazanmadan hiçbir şey olmuyor. Bazı insanlar bu fikri sevmese de bu hayatın bir gerçeği. Sonuçta firmalar kar etmek üzerine kurulu.

concorde güneş

Netice de, günümüzde New York’a uçuş süremiz, 30 yıl öncesine kıyasla 2 kat fazla. Yine de umudunuzu kaybetmeyin, gökyüzüne bakmaya devam edin. Belki delta kanatlı yeni bir tasarım, yolcularının seyahat sürelerini kısaltmak için gökyüzünde süzülüyordur.

Fotoğraf kaynakları: 1, 2, 3, 4, 5, 6

PAYLAŞ